-
Son Yazılar
- Egemen’in üçlemesi…
- Eksik olan şey…
- Şiddete meyyalim vallahi…
- Pir xwese*
- Talkin’ bout a revolution
- Televizyon Futbolu: Medya yapımı bir ürün gerçekliği nasıl değiştiriyor?
- 10′na ve 10′nun için çok geçikmiş bir not
- Kötü Parrhesiastes: Bülent Uygun
- LEE’ME Bİ FİDDİYK!!!
- Bir pek güzel Şarkı: İn İtalia
- Nato Kafa Nato Mermer
- Kaleci
- Şahsi ve Mahrem bir sinopsis…
- Galatasaraylı
- Barca 2009-2010 ya da “Suçluyorum”*
Etiketler
1978 Dünya kupası Ahmet Hamdi Tanpınar Alanzinho Argentina ascoli Burhan Berken Bülent Korkmaz ciao bella Diego armando maradona Diyarbakırspor Dünya kupası Eduardo Galeano El Diego El Fleco el pueblo unido Emre Belözoglu Eric Cantona FC Barcelona Foucault Frank Rijkaard fummeln Futbolistas Galatasaray Garrincha Hasan Şaş Karhanede romantizm Lazslo Darvasi Lig A Liverpool livorno Marcos Mardin Mercury Messi Monetti Noir Desir Roy Keane Saatleri Ayarlama Enstitüsü santrforun rüyası sos cagon Tanıl Bora Trabzonspor Zlatan İbrahimovic çalım çarşıKategoriler
Arşivler
Meta
Posta Kutusu
hasbinallahunimelvekil@hotmail.com
Category Archives: Edebiyat
Egemen’in üçlemesi…
” çünkü onun üçlemesi demek; tapınmak demektir, kutsal kitap demektir”
” … Maddi varlıklar dünyasının son bulup gayb alemin başladığı noktada. Rabbin meleği belirdi. Şeffaf kanatlarıyla. Çok güçlü ve güzel görünümlü biri ve doğruldu o en yüksek ufukta iken. Bir başka inişini de gördü onun Allah’tan gelen nur yüküyle. Ve bahşedildi bahşedilecek olan. İlk yağmurlar [...]
Kaleci
Evet, Uzun seneler RUA takımında oynadım. Bana hala dün gibi geliyor. Ancak 1940′ta futbol ayakkabılarımı tekrar ayağıma geçirdiğimde .aslında dün olmadığını fark ettim. Daha ilk yarı bitmeden, dilim nisan sıcağında, Tizi Ouzo’da gezen sokak köpekleri gibi dışarı çıkmıştı. Bu sayede bana dün gibi gelen tarihin aslında 1928 olduğunu hatırlamış oldum. Belcourt’da oturduğum ve orada Gallia-Sport [...]
Şahsi ve Mahrem bir sinopsis…
Güney Afrika Cumhuriyet’i için ”vize sınavı” mahiyetindeki Konfederasyon Kupası’nın hitamına müteakip (Ömer Üründül, ye-ter!) bu mis gibi kiraz mevsiminde mahdud bir vakit için televizyon ekranlarında futbolun görünürlüğü bir hayli azalacak. Dem bu demdir; televizyonlar kumsal voleybolu, motorsporları, tenis gibi varsıl muhit sporlarına meyledecek. İyi de olacak, hani!
Hakşinaslık muhakkak kaidesiz, istisnasız işletilmesi gereken bir müessese. Televizyonların [...]
Also posted in Ahmet Hamdi Tanpınar, Futbol
Tagged Ahmet Hamdi Tanpınar, Antakya, Edib Cansever, Eduard Bernstein, Jurgen Habermas, Konfederasyon Kupası
Leave a comment
Galatasaraylı
Milli ligin kuruluşundan sonra, doğal olarak, üç büyük kulübe Anadolu’dan yeni taraftar akışı azalmaya başladı. Hatta, işin bir yerde sonunun geldiğini varsayanlar da var. En iyisi bunun kolay bir önyargı olduğunu söyleyerek konuya girmek.
Galatasaray taraftarı ayrık kişidir; çoğu zaman da toplum içinde ”ayrılmış”, ya da kendini ‘’seçilmiş” sayan kişi. Köşeye itilimiş değil, ayrı düşmüş.
Roman kişisi.
Posterini [...]
Also posted in Kitap
Tagged 99-yüz / İzdüşümler- Söz Senaryosu, Cemal Süreya, Galatasaray, Galatasaraylı
Leave a comment
Rijkaard Diye Biri…
Müzikle futbol arasında bir romantik duygu bağı kuranlar, dünya müziğinde ”kadife ses” diye adlandırdıkları Nat King Cole’a karşılık, Frank Rijkaard’a da ”kadife ayakkabılı adam” derlerdi, stad arenalarında…
Son 20 yılın dünyadaki tereddütsüz en büyük orta saha oyuncusu olan Ajax çıkışlı ve Ajax bitişli Frank Rijkaard, ”Total futbol” için gerekli yeterli ve uyumlu fiziği, dimağı, üstüne üstlük [...]
Also posted in Futbol, Kitap
Tagged Ajax, Frank Rijkaard, İslam Çupi, Marco Van Basten, Milan, Olaylar sağbekin lahana dolmasını yemesiyle başladı, Ruud Gullit
Leave a comment
a ton étoile…
2009 Mayıs’ında bunları, gözünü kuzey yıldızından ayırmayan biri yazıyor. Kuzey yıldızından kısacık bahsetmek için…
Yaptığı her kısa koşu Sartre’la arasında asla kapanmayacak bir mesafe açıyordu. Attığı her çalım Leibniz’le arasında bir daha hiç kapanmayacak bir mesafe açıyordu.Vurur gibi yaptığı her top, bir daha kapanmayacak bir mesaafe açıyordu Comte’la arasında. Taç çizgisi üzerinde topla yaptığı koşularla [...]
Bir güzel kitap
“Santrforun Rüyası”, Laszlo Darvasi, İletişim Yayınları.
Tatil, sıcak uzo.
18 Agustos 1998′de tavernanın girişine tebeşirle yazılmış duyuruyu okuyoruz: Bu akşam saat 10′dan itibaren Nottingham Forest-Arsenal maçını izleyebilirsiniz. Epharisto Poli. Yerlerimize oturuyoruz, yerli şarap içip, cacıkla koyun kızartması yiyoruz.K orfu’ya yolu düşen biri Guinness marka bira içmemelidir, çünkü fena halde sulandırılıyor. Ayrıca Berlin Gyros’u, Yunan Gyros’una lezizlikte [...]
Elif, Lam, Mim…
“Saatleri Ayarlama Enstitüsü”, Ahmet Hamdi Tanpınar, Dergah yayınları.
-Sonra öbürleri, baldızlarım. Hele büyüğü, şu musiki meraklısı… Kim alır!
Halit Ayarcı bir müddet düşündü:
-Anlattığınıza göre durup dururken kimsenin alacağı cinsten değil. Fakat bilinmez. Mesela, radyoda büyükçe bir şöhret… Herhangi bir gazinoda meşhur bir artist, muganniye sıfatıyla… Görüyorsunuz ki her şeyin bir çaresi vardır. Ufak bir [...]
Also posted in Ahmet Hamdi Tanpınar, Futbol
Tagged Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Leave a comment
