Bir güzel kitap

“Santrforun Rüyası”, Laszlo Darvasi, İletişim Yayınları.

Tatil, sıcak uzo.

18 Agustos 1998′de tavernanın girişine tebeşirle yazılmış duyuruyu okuyoruz: Bu akşam saat 10′dan itibaren Nottingham Forest-Arsenal maçını izleyebilirsiniz. Epharisto Poli. Yerlerimize oturuyoruz, yerli şarap içip, cacıkla koyun kızartması yiyoruz.K orfu’ya yolu düşen biri Guinness marka bira içmemelidir, çünkü fena halde sulandırılıyor. Ayrıca Berlin Gyros’u, Yunan Gyros’una lezizlikte beş basar. İngilizler’in sert oynadıklarına ilişkin beylik lakırdılarsa tam bir zırva. Büsbütün afallamış bir halde gözümüzü ekrandan ayıramıyoruz. İlk on dakikada tek bir faul bile yok, hem de yüksek tempoya rağmen. İlk bileğe çift dalış, ancak yirminci dakikada geliyor. Futbolcular bu standardı maç boyunca koruyor. Sanki takımları değil de, etten kemikten insanları seyrediyoruz. İngilizler kuralları çiğnemeden de işlerini görmeyi ögrenmişler. Yanımızda 17 numaralı kan kırmızı Arsenal forması giymiş bir İngiliz kız oturuyor, bu formanın sahibi Petit adında sarışın bir Fransız. Bir dünya şampiyonu.

1998′de IRA’nın Kuzey İrlanda’da patlattığı o korkunç bomba yüzünden bahtsız bir çocuğun bir bacağı kesildi,annesi artık onun bir futbolcu olamayacağını diline pelesenk etmiş. Yeşil Korfu adasında İngilizler, sanki Margaret Thatcher ile Paul Gascoigne’nın hık demiş burunlarından düşmüş gibiler. Alman BILD gazetesi, Gascoigne’nin bir arkadaşı ile içmeye gittiklerini, sonra arkadaşının içki komasına girip öldüğünü yazıyor. BILD gazetesi, Gascoigne’nin mazeret olarak sadece iki kadeh şarap içtiğini ileri sürdügünü yazıyor. İyi de, bu bir mazeret değil ki… Temelli ayrı düşseniz bile de, arkadaşının elinden son kadehi almalısın; sonuçta onun iyiliği için yapıyorsun bunu.

Yılın spor gazetecisi Micheal Parkinson Daily Telegraph’ta, futbolda kahramanlar devrinin temelinde efsanelerin yarattığı güzelliklerin yattığına parmak basıyor. Oysa bugünkü kuşak, öyküleri allayıp pullama olanağından yoksun. Bugünler akıllara durgunluk veren bir varyasyon veya şapka çıkarılacak bir gol istenildiği anda video kayıtlarından test edilebiliyor. Allayıp pullamak artık mümkün degil.

Efsanenin ve şifahi gelenegin büyüsü ölüyor.

Örneğin bir sözleşme pazarlığında tüm görüşme boyunca topu yere hiç düşürmeden kafasında sektirerek menajerinin elini güçlendiren oyuncunun Pongo Waring mi yoksa Frank Barschon mu olduğunu artık kimsenin kalıbını basarak iddia edemeyeceğini yazıyor Parkinson.

İngilizler gelmiş geçmiş en iyi yüz futbolcunun sıralandığı bir liste düzenliyorlar. Bu listede ”Little” Willie Foulke’nin adı da yer alıyor. Yaşamı dilden dile dolaşan bir efsane. Foulke 155 kg ağırlığındaydı, boyu 1.90 metreydi. Sakatlandığında, onu saha dışına altı takım arkadaşı taşıyordu. Bir keresinde bir santrforu yaka paça indirip kafasını çamurun içine bastırdı, talihsiz golcü bir biçimde bu saldırıdan kurtuldu ve olay bir efsaneye dönüştü.  ”Little” Foulke bir süperstardı, en son modaya göre giyinip kuşanırdı.

O dönemin en bitirici adamı Bob Shotton’du. Topu adrese teslim şutlarla hep çatala takardı. Daima ve istisnasız. Tüm hayatı boyunca tek bir penaltı bile kaçırmamıştı.

Televizyondaki maç sürerken, fırtına denizin üzerindeki ince sis perdesini dağıttı. Şimdi mavimsi ışıklarla titreyen Arnavut kıyıları, elini uzatsan dokunacak kadar yakındı. Dalgaların sırtı hiddetli ve apaktı. Laf aramızda, Agios Stefanos kıyıları Sidari veya Roda kıyılarından daha sevecendi. Şimdi bunun bir önemi yok, çünkü öbür tarafta Arnavutluk mavi mavi ışıldıyor. Kıyının yukarısında ufacık bir köyün evleri sanki bir tepenin yamacına serpiştirilmiş, uzaklarda büyük bir şehre uzanıyor. İngilizler faul yapmayı unutmuşlar.

Video diktatörlüğünü ilan etmezden önce akıllı İyonyalı manajerler oyunculara alıcı gözle bakıp sonra da onları kaçırmak amacıyla sandallarla Arnavutluk’a geçerlerdi. Yetenekli çocukları sıcak uzo ile sarhoş edip buraya getirirlerdi, onları ikinci, üçüncü ve beşinci liglerde top koşturan Yunan ve Kıbrıs kulüplerine iyi paraya satarlardı. Kimi zaman da Arnavut golcünün kendisi yola düşerdi, Florida’ya giden Kübalılar gibi dalgalarla boğuşurlardı, ama karşı kıyıya vara vara bir top ya da şişme yatak varırdı. Bir keresinden kıyıya vuran bir Arnavut kalasının üzerine tırnakla şunlar kazınmıştı: “Anneme Kerkira’da bir yıldız olduğumu söyleyin!”

Kıyıda oturuyorum, sıcak uzo içmenin pek de hoş sonuçlar doğurmayacağını biliyorum. Öteki yakadaki şehre bakıyorum. Orada kaleci olmak isteyen küçük bir çocuk yaşıyor. Kaleci forması daha şimdiden var, spor ayakkabı dersen keza, kaleci eldivenleriyse dedesinin armağanı.

Çocuk en iyi yüz Arnavut’tan biri olmak istiyor.

”Little” Foulke’nin bir seferinde akşam yemeği için indiği otel lokantasından odasına geceyarısı döndüğünü anlatıyor Parkinson. Merdivenler nasıl da inim inim inlemiştir! Foulke ardında silinip süpürülmüş onbir tabak bırakmış.

Kıyıda oturuyorum, ötelerde çorak Arnavutluk mavi mavi inceden ışıldıyor, Uzo ısındıkça ısınıyor, biz tatil yapıyoruz. Bob Shotton hayatında tek bir penaltı kaçırdı, top dosdoğru direkte patladı, sanki Big Ben’in çanları çalıyormuşçasına kulakları sağır eden bir ses çıkmıştı. Komşu Huddersfield’de köpekler kudurmuşçasına ulumaya başlamışlardı, ancak bu da herhalde bir efsane olsa  gerek, kulaktan kulağa aktarılan rivayet.

Dalgaların arasında şişme bir döşeğin bir görünüp bir kaybolduğunu görüyorum, döşek doğruca kıyıya, üzerimize doğru geliyor. Yürüyüşünden anlıyorum bu gelenin bir golcü olduğunu.

Bir lastik top fırlatıyorum ona, yere düşmeden istopluyor.

Bir süre paslaşıyoruz. Çok yetenekli.

En iyi yüz futbolcudan biri misin, diye soruyorum.

Kafasıyla evetliyor, paslaşmaya devam ediyoruz.

Bir sıcak uzo içmek ister misin İskender Bey? *

Evet, seve seve, diyor.

Santrforun Rüyası, sayfa 18-21

Use a Highlighter on this page
Paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Spurl
  • Technorati
This entry was posted in Edebiyat, Futbol, Kitap and tagged , . Bookmark the permalink. Follow any comments here with the RSS feed for this post. Post a comment or leave a trackback: Trackback URL.

There are no comments yet, add one below.

Leave a Comment



FutbolClupevden eve nakliye-evden eve nakliyat-antalya nakliyatlaminat parkeben 10 oyunları yemek tarifleri pvc yer döşemesi