a ton étoile…

2009 Mayıs’ında bunları, gözünü kuzey yıldızından ayırmayan biri yazıyor. Kuzey yıldızından kısacık bahsetmek için…

Yaptığı her kısa koşu Sartre’la arasında asla kapanmayacak bir mesafe açıyordu. Attığı her çalım Leibniz’le arasında bir daha hiç kapanmayacak bir mesafe açıyordu.Vurur gibi yaptığı her top, bir daha kapanmayacak bir mesaafe açıyordu Comte’la arasında. Taç çizgisi üzerinde topla yaptığı koşularla bilinirdi.

Bunun hikmetini size Sartre anlatamaz, çünkü Jean Genet oyunda kalmalı! Bu konuda size karşı sevecen olamam, bunu anlayabilmek için Teoloji ve Astronomi bilgisine haiz olmalısınız. Bunlara vakıf olsanız bile hala yolun başında saylırsınız, çünkü yarılırken papatyaya verdigi sırrı da bilmelisiniz toprağın!

Yine de dinleyin; geri kalanı için tasavvuf bilmenize lüzum yok. Gazetelerde geçmiyordu ismi, radyolar ondan bahsetmiyordu, fare başına vergi kesilen mahallesindeki cinayetlerden sonra bile – iğrenç bir şeye bakar gibi buruşturup yüzlerini – ana haber bülteni sunucuları bahsetmiyordu mahallesindeki insanlardan ve bir ayağı diğerinden kısaydı.

Yine de çok sonra Prens Henry’den ve Pedro Cabral’dan çok sonra, Manuel de Nobrega’dan, Tom de Sousa’dan ve çok sonra Afonso de Sousa’dan, güvenilir kaynaklardan gelen bilgilere göre Fidel’in devrilmesi an meselesi iken, ”Aziz”  Galeano onun için şöyle yazacaktı:

Birçok kardeşten biriydi ve ona Garrincha adı verildi; bu çirkin ve işe yaramaz bir kuş ismiydi. Futbola başladığında doktorlar çok şaşırdılar. Bu anormalin hiçbir zaman sporcu olamayacağı teşhisini koydular. Cılızdı, çocuk felci geçirmişti; salaktı, topaldı, bir çocuk zekasına sahipti, omurgası bir S şeklindeydi ve iki bacağı da aynı tarafa doğru eğikti.

Onun gibi bir sağaçık, bir daha dünyaya gelmedi. 1958 Dünya Kupası’nda oynadığı mevkideki en iyi oyuncu seçildi. 1962 Dünya Kupası’nda ise şampiyonanın en iyi oyuncusu seçildi. Sahada geçen yıllar boyunca daha da  fazlasına sahip oldu: Futbol tarihinde, çevresine en çok mutluluk veren futbolcu o oldu.”

Ve ekler:

Peki hep galibiyetler mi görmüştü hayatı boyunca? Hayır. O şanslı bir mağluptu yalnızca. Şans da uzun sürmezdi doğrusu. Brezilya’da bir söz vardır; ”Bokun kıymeti olsa, yoksullar kıçsız doğardı.” derler.

Garrincha da kendine  yakışan şekilde veda etti hayata: Fakirdi, sarhoştu ve yalnızdı.

İşte sırrım, çok da basit: Siz siz olun, selamlarken bir papatyayı, onun da bir ismi olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Saint-Exupéry’ye, Galeano’ya, isimsizlere ve Kuzey Yıldızı’na…

Use a Highlighter on this page
Paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Spurl
  • Technorati
This entry was posted in Edebiyat, Futbol, Kitap and tagged , , . Bookmark the permalink. Follow any comments here with the RSS feed for this post. Post a comment or leave a trackback: Trackback URL.

Comments

Leave a Comment



FutbolClupevden eve nakliye-evden eve nakliyat-antalya nakliyatlaminat parkeben 10 oyunları yemek tarifleri pvc yer döşemesi