
O yıl medyada domuz gribi salgını patlak verdi; salgın sebebiyle 117 kişi hayatını kaybetti. Birleşik Devletler başkan adayı Barrack Obama’nın Berlin toplantısına 200 bin’den fazla Almanya yurttaşı iştirak etti. Bilmem kaçıncı Davos toplantısına katılan cumhuriyet başbakanı Recep Tayyip Erdoğan koydu postasını, gördü restini.* Daha sonra “Galaksi” başkanlığına seçilen Barrack Obama’nın henüz görevinin ilk günlerinde başlayan Amerikan operasyonunda 120 sivil Afganistan yurttaşı “öldü”.
Şair Edip Cansever’in bir daha şiir yazamayacak olmasının üzerinden 20 yıl geçmiş oldu. Hamas’ın Kattuşya saldırılarına yeniden başlaması üzerine İsrail Askeri Kuvvetleri’nce başlatılan “dökme kurşun” operasyonu ile 360 km²’lik Gazze mülteci kampında yaşayan 1.4 milyon Filistinli Araptan 800′ü daha etkisiz hale getirilmiş oldu. Dünya piyasalarında iktisadi buhran zuhrederken, Cumhuriyet Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan mevzu-u bahis buhranın Cumhuriyet “piyasalarını” teğet geçeceğini iddia etti, İtalya’da yürürlüğe giren bir kanunla ülkede yaşayan tüm Romanların parmak izlerinin alınması şart hale getirildi.
Türkiye’de açılan Ergenekon davasına mahkeme heyetine 2455 sayfalık bir iddianame sunuldu. 1 Mayıs İşçi Bayramı Cumhuriyet sınırları dahilinde de resmi tatil ilan edilir ve İstanbul’daki Taksim meydanına “makul sayıda” emekçinin girmesine izin verilirken, Yunanistan’da 15 yaşındaki Aleksis Grigoropulos’un polis tarafından öldürülmesiyle başlayan isyan 18 gün sürdü. Tek tipçi Türk aydınlanmasının gönüllü aktivistlerinden Türkan Saylan hayata gözlerini yumdu.
Galatasaray teknik direktörlüğüne getirilen sabık Galatasaray kaptanı Bülent Korkmaz’ın takımının başında geçirdiği birkaç hafta, ulu Türk futbol mütefekkirlerince kifayetsiz ilan edilmesine yetti. Şakacı bir tecelli ile “O”, Arjantin karmasının (“karma” yerine “milli takım”, “ulusal takım” deyimlerini kullananlar yok değil) başında ilk maçını Britanya Adası’nda İngiltere karmasına karşı oynadı. Bu maçın akabinde bir müflis münafığın “O’nun” canına yönelmiş taammüt kastı son lahzada engellenebildi.
Güvenilir kaynaklar Fidel’in devrileceğine dair haberlerine bir son verirken tüm gayretsizliğimize rağmen Türkiye’de sosyalist devrim o yıl da gerçekleşemedi.
Milanolu gerçek Adonis ile slalom erbabı Portekizli Luis Figo’nun futbola veda ettikleri o yıl, asr-ı müceddid (Lionel Messi) “O’nun” golünü Camp Nou’da oynanan Barcelona – Gatefe müsabakasında tekrarladı. 14 Nisan 2009 günü Londra’da oynanan Chelsea – Liverpool karşılaşmasının sonunu ihbar eden hakem düdüğünün çığlığı ile uyanıverenlerin bir teki dahi rüyada ne gördüğünü hatırlayamadı ve o yıl Barca, Barnebau’da Real kalesine (tam) 6 gol attı.

İtalya yarımadasında Genoa ve Napoli’nin eski güzel günlerin hatrına temayüzleri kızkardeşlerin mutlak iktidarını yıkmaya yetmezken, 7 kızkardeşin en güzel ismi “Internazionale Milano” 38. hafta nihayetinde tabelanın en tepesine yazıldı.
Almanya Birleşik Ligi’nde nevzuhur sermaye destekli Hoffenheim’ın coşkulu taşra ayaklanması Boşnak golcü Ibiseviç’in ayağıyla birlikte kırılırken, “teğmen” Magath sevk ve idaresindeki Volkswagen-Burg son düzlükteki takdire şayan atağı ve dahi başka bir Boşnak golcü Edin Dzeko ve Brezilyalı “çok” golcü Grafite’nin âzami skor katkısıyla Rummeniggegiller’i hüsranlara gark etti.
Sartre’ın ülkesinde ise belki Zidane’dan, belki Ali Benarbia’dan, belki de kılık kıyafetlerinden mütevellit ”Arabesk” bulunabilecek FC Girondins de Bordeaux, o herşeyi kazanan muhteşem Fransa karmasının kâmil kaptanı Blanc yönetimindeki bir dolu atletik zencisiyle Olympique Lyonnais’ın bitmek bilmez şampiyonluk serisine el-nihayet bir son dedi.
Manş’ın öte yakasında Macbeth’in cadıları hala aynı melun, aynı sıkıcı tekerlemeyi ırlıyorlardı. Bu defa da United, Liverpool, Chelsea, Arsenal diye hizalandılar. (Şu piyasanın gizli elinin her defasında nasıl tekeller yarattığının bir yere dayanıp ille de tıkandığının vaka üzerinde müşahedesi için İngiltere Premier Lig’i ehl-i vukufa arz olunur.)
O yıl Benelux’un “Be’si”nde en çok sevinenler standart Liegeliler’ken, “Ne’si”nde bir başka plase AZ Alkmaar’ın muhipleri en çok seviniyordu.
Ve o yıl bazılarımız, kendi gözleriyle, tüm vakitlerin en muhteşem “BARCA! BARCA! BARCA!”sını seyretti.
Ha! Sarısı sürgün Diyarbakırspor’un istenmeyen misafir statüsüyle en üst kümeye terfi ettiği o yıl, devrimci general ”asker” Bülent’in her biri Türk spor tarihindeki müstesna yerlerini muhakkak alacak olan Türk-İslam motifli aforizmalarıyla şenlenen Turkcell gazozuna ligi de o sene Beşiktaş kazanmış(-tı).

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:ol>








